Türkiye’de siyaset nereye gidiyor. Gün geçtikçe parti içi kavgaların ayyuka çıkması nedeniyle seçmen de bunlar mı Türkiye’yi yönetecek? Diye sorarak tığ geçmeye haklı olarak devam ediyorlar. Bir kere siyaset basiretlik ve erdemlik ister. Siyaset sabır, özgüven ve inanmakla iktidarlığı kazandırır. Bizim muhalefettekilerin çok şükür iktidar olma hevesleri olmadığı içinde zaten atı alan Üsküdar’ı geçmiyor mu?
Partileri puzzlle tahtasına çevirmişler mübarekler. İsteyen istediği at koşturuyor, istediği gibi taş oynatıyor, ondan sonra olmadı, haydi sil yeni baştan bu puzzlle kuracağız zihniyetiyle uğraşıp duruyorlar.
Değişim meğişim bahane, koltuk şahane öyle değil mi? Öbür taraftan dün doğdum, bekleyin ülkenin kaderini değiştirmeye geliyorum diyerek parti kurun, bugün ben küstüm bırakıp gidiyorum, üç gün sonrada aman kaçtı gitti demesinler diye ben geri geldim anlayışı var karşımızda.
İrili, ufaklı bütün muhalefet partilerini bir torbaya toplasan bir iktidar partisi kadar etmiyorlar. Bu zihniyet anlayışı Türk siyasetine ve siyaset ahlakına çok büyük darbe vuruyor, hanımların, beylerin haberi yok. İçinde envaın çeşit oyuncak bulunan Japon Pazarı Dükkanları gibi olmuş bizim muhalefet partileri.
Kimse kusura bakmasın, hele ki asırlık bir partiyi bir biblo gibi, bir çanak, bir tablo gibi bir gardırop eşyası gibi değişim adı altında kimsenin değiştirmeye gücü yetmez. Zihinler değişsin, ufuklar genişlesin, hedefler büyüsün, önce bayrak, vatan, millet, devlet şiarınız yükselsin, gayeniz iktidar olsun ki, sizde ki bu değişikliği de seçmen zaten fark eder.
Üyeleri, delegeleri birbirine düşürmek marifet değil. Marifet birleştirici ve uzlaştırıcı olmaktadır. Diğer yandan da bugün küstüm, yarın yokum, öbürgün bakarız zihniyetinin de Türk siyasetinde bugüne kadar hiç karşılığı olmamıştır. Bundan sonrada olmayacaktır. Herkes adımını ona göre atmalı. Siyaset ya hep, ya hiçtir. Unutmayın! Siyaset çöplüğüne düşenlerin bir daha yaşama şansı da olmaz. Seçmen çöpün yolunu tutmadan toparlanın gari…