Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
- 15:38 ÇAYBAŞI’NDA UYUŞTURUCU OPERASYONU
- 15:13 BÜYÜKŞEHİR 7/24 SAHADA
- 15:09 ACİL DURUMLARA İLİŞKİN HAZIRLIK TOPLANTISI YAPILDI
- 14:45 ŞEHİR HASTANESİNE OBB DESTEĞİ
- 14:38 YILDIZ SOKAK’TAKİ ÇALIŞMALARDA SONA GELİNDİ
- 14:34 RAMAZAN BAYRAMI KUTLAMA VE ZİYARET PROGRAMI BELLİ OLDU
- 14:24 DIŞ TİCARET İSTATİSTİKLERİ AÇIKLANDI
- 14:11 TÜİK İŞSİZLİK ORANINI AÇIKLADI
- 14:07 “TİYATRO İNSANLIĞIN ORTAK MİRASIDIR”
- 14:04 SIFIR ATIK GÜNÜ DOLAYISIYLA ETKİNLİK GERÇEKLEŞTİRİLDİ
- 13:54 YEŞİLAY GÖNÜLLÜLÜĞÜ YAYGINLAŞTIRIYOR
- 13:36 RAYLARDA YAPAY ZEKA DÖNEMİ
- 13:01 GENÇLERİN FUTBOL DOLU GÜNÜ
- 13:00 KİM ŞAMPİYON OLACAK?
- 13:00 26.HAFTA GÖRÜNÜMÜ
“KADIN CİNAYETLERİNE SESSİZ KALMAYACAĞIZ”

Ordu Barosu Kadın Hakları Komisyon Başkanlığı, artan kadın cinayetleri üzerine öldürülen kadınların yeniden öldürülmesine sessiz kalmayacaklarını belirterek, Toplumsal mücadele için artık daha fazla geç kalınmaması için! Tüm ülkeyi topyekün mücadele çağırmaya davet etti.
Komisyon Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada şu ifadeler yer aldı; “Anayasa 2. Madde hükmü gereği Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir. Anayasa Madde 17 :’ Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. ‘ Madde 10:’ Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir."
O en temel insan hakkı olan ‘yaşam’ hakkına canice saldırılar neden artarak devam etmekte? Neden toplumun bir kısmı kadın ve çocuk cinayetlerinde ‘idam’ söylemlerinde bulunurken aynı ülke vatandaşları canice, hunharca, acımasızca kadınları katledebilir? Ve neden hala ‘acaba neden’ sorgulaması ve namus yargılaması ‘sadece ‘ kadın üzerinden yapılıyor? Bu soruların cevapları her daim yanıtsız kalıyor. Çünkü toplumsal cinsiyet eşitliğinde oldukça gerideyiz, çünkü eril bakış açısı hayatın her alanında, çünkü kadına hükmetmek güç göstergesiymiş sanılıyor ve toplum tarafından onaylanıyor.
Çünkü bir kadının yaşama hakkı kimin umurunda, önemli olan eril zihniyetin devam etmesi! Pınar Gültekin 27 yaşında ve canavarca öldürülüyor. İlk tespitlere göre önce boğularak öldürülüyor. Evet elleriyle boğuluyor! Yetmiyor… Bu dahi yetmiyor. Sonra bir çöp varilinde bedeni yakılıyor… Hayır bu da yetmiyor canavarca his arşa ulaşmış! Yetmiyor! Sonra üzerine beton dökülüyor! Ve tabi ki en çok sınılan ‘namus‘ mefhumu.
Bir insan bunca eziyet ile bir caninin elinden çektikleri yetmiyor’ Erkek şiddetinden bir kadın, boğulmakla, yakılmakla, beton dökülmekle falan kurtulamaz! Yok öyle! ‘Neden?’ diyor eril kafalar, ‘namus ‘ ayrımcı, cinsiyetçi zihniyet. Yetmiyor çünkü ona. Yakılsın, boğulsun, beton dökülsün sonra hatta asılsın! Çünkü kadın, sınırlarını ayrımcı ve cinsiyetçi hegemonyanın çizdiği kalıplarda yaşamalı! Çünkü bir kadın erkek tarafından öldürülmesi, eril ve ayrımcı zihniyeti içten içe mutlu dahi ediyor olmalı! Olmalı ki sosyal medyada suçu ve suçluyu övmeye yönelik paylaşımlar yapacak kadar ileri gidiyor.
Kendilerine verdiğini sözü yerine getiremeyen, kendisiniz yargılayamayan yargı dağıtıcılar’! Sizle mücadelemiz bitmeyecek bilin! Anayasamız Madde :’ Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.’ O nedenle yargılama yetkiniz ve hakkınız yok! Yasaya uygun hareket hukuk devleti vatandaşı gibi davranılması görev ve sorumluluğunuzdur!
Pınar Gültekin’in canavarca katli sonrası bu defa yine bir erkek tarafından annesi öldürüldü. Pompalı tüfekle! Seher Fak. Dünyaya getirdiği koruyup gözettiği evladı tarafından öldürüldü! Fark eder mi kadınların çevresinde hangi sıfatla bulunduğu! Erkek şiddetinin sınır tanımayan bir örneği daha. Bir erkek kim olursa olsun kadının yaşam hakkını elinden canavarca alıyor. Bu annesi, eşi, kardeşi, nişanlısı, sevgilisi…
İstanbul Sözleşmesi ile hedeflenen toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasından rahatsız olan zihniyet biliyoruz bu durum kadın üzerinde kurduğunuz sınırsız hakimiyetin, hatta onun yaşayıp yaşamamasına karar verme had ve hakkını kendinizde görüyorsunuz. Ve İstanbul Sözleşmesi ‘toplumsal cinsiyet eşitliği’nin sağlanması sizi hükümdar koltuğunuzdan edecek! İstanbul Sözleşmesi’nin hükümlerini okuyan hiç kimse bu hükümlerin kaybına kayıtsız kalamaz!
2020 yılında 285 kadın öldürüldü. Ve ülkemizde maalesef şiddetin giderek artan boyutunda son olmasını dilediğimiz her kadın cinayetinde ; öldürülen kadınların yeniden yeniden öldürülmesine sessiz kalmayacağız! Toplumsal mücadelede için artık daha fazla geç kalamayız! Tüm ülke olarak topyekün mücadele çağrımızı yineliyoruz!”